Çok kötü çevrilmiş yabancı bir öykü derlemesini okuduktan sonra usta çevirmen Şemsa Yeğin’in çeviri dili ile ilgili “Sahibim Sahipsin Sahip…” başlıklı yazısı yüreğimi serinletti.
Hele; “Yetkin olmadıklarını akıllarından geçirmeyen çevirmenlerin, ya da çevirmen olmadığı halde bildiği yabancı dildeki sözcükleri gazete-dergi yazılarında, sözlü konuşmalarında kavram çevirme yerine sözcük çevirme yaklaşımıyla Türkçeleştirenlerin doğru çevrilmemiş sözcükleri dilimize yerleşmekte hatta popülerlik kazanmaktadır. (Ne oluyor falan oldum.)” paragrafı, bu bağlamda, çeviri işine başlayanlara hem iyi bir ışık ve hem de iyi bir uyarı, diye düşündüm.
* Sözcükler Dergisi, Sayı 29,s.69
21 Ocak 2011 Cuma
17 Ocak 2011 Pazartesi
Kapıları tutmuşlar bile...
Hey gidi Koca Attila İlhan!
Koca Şair,Koca Düşünür, Koca Yurtsever!..
"Her ulusun % 10 hain kontenjanı vardır" diyordun...
Ninem de, "Atı alan Üsküdar'ı geçti!" diyordu; ne atı alan'ı, ne Üsküdar'ı...
Nobel'i alan Atlantik'i geçti çoktan...
O da göbeğini kaşıyordur şimdi uzaktan...
Koca Şair,Koca Düşünür, Koca Yurtsever!..
"Her ulusun % 10 hain kontenjanı vardır" diyordun...
Ninem de, "Atı alan Üsküdar'ı geçti!" diyordu; ne atı alan'ı, ne Üsküdar'ı...
Nobel'i alan Atlantik'i geçti çoktan...
O da göbeğini kaşıyordur şimdi uzaktan...
Safiye Ayla ve Selâhattin Pınar'dan iki anı
Nubar Tekyay'dan Selâhattin Pınar'ın bir eserini dinleyen Büyük Ata, "Bu kabiliyetli çocuğu tanısam" der. Bir zaman sonra Selâhattin Pınar Ata'nın huzurundadır. Kısa bir konser verirler ve Ata, Selahattin Pınar'ı yalnız dinlemek ister. Bundan sonrasını Selâhattin Pınar'dan dinleyelim: "...Sazımı akort ettim ve tek başıma okudum. Çok mütehassıs oldu:
-Bir daha okuyun" dedi. Bu iltifatın verdiği sevinçle kabına sığmayacak hâle geldim. O anda dünyalar benim oldu. Tekrar okudum, yine takdir etti. Yalnız sazımı beğenmemiş.
- Bu madenî sazı değiştirin... Bunda bizim an'anevî tamburumuzun hassasiyeti yok buyurdu. O günden sonra madenî saza veda ettim.İtiraf ederim ki, sanatımda beni en çok teşvik ve teşçi eden büyük halâskâr Atatürk'ün paha biçilmez iltifatlarıdır. O vakit gençlik vardı. O'nun küçük bir takdir ve teşviki insana yaratmak kudretleri, hayata ve sanata bambaşka gözle bakmak, emniyet ve cesaretle bağlanma aşkını verirdi..."*
* Tahir Aydoğdu, http://www.turkmusikisi.com/bestekarlar/selahaddin-pinar.htm
Safiye Ayla'dan:
"Atatürk'ün, sesimi ilk kez dinlediği gün verdiği öğütleri hiçbir zaman aklımdan çıkarmadım. İşte o altın öğütlerden bir tanesi:
'Sana yöneltilmiş teveccühü, daima çevrendekilerle paylaş. Böylece kıskançlıkları önlersin. Hem de doğru bir iş yapmış olursun. Çünkü okuduğun bir şarkıda ses güzelliği sana aitse; besteyi yapanla saz çalanların da payı vardır. Bu her işte böyledir. Benim arkadaşlarım olmasaydı, tek başıma problemlerin üstesinden gelemezdim."*
* Necati Güngör,"Safiye Ayla'nın Anıları", Milliyet Yayınları 1996. s.10
-Bir daha okuyun" dedi. Bu iltifatın verdiği sevinçle kabına sığmayacak hâle geldim. O anda dünyalar benim oldu. Tekrar okudum, yine takdir etti. Yalnız sazımı beğenmemiş.
- Bu madenî sazı değiştirin... Bunda bizim an'anevî tamburumuzun hassasiyeti yok buyurdu. O günden sonra madenî saza veda ettim.İtiraf ederim ki, sanatımda beni en çok teşvik ve teşçi eden büyük halâskâr Atatürk'ün paha biçilmez iltifatlarıdır. O vakit gençlik vardı. O'nun küçük bir takdir ve teşviki insana yaratmak kudretleri, hayata ve sanata bambaşka gözle bakmak, emniyet ve cesaretle bağlanma aşkını verirdi..."*
* Tahir Aydoğdu, http://www.turkmusikisi.com/bestekarlar/selahaddin-pinar.htm
Safiye Ayla'dan:
"Atatürk'ün, sesimi ilk kez dinlediği gün verdiği öğütleri hiçbir zaman aklımdan çıkarmadım. İşte o altın öğütlerden bir tanesi:
'Sana yöneltilmiş teveccühü, daima çevrendekilerle paylaş. Böylece kıskançlıkları önlersin. Hem de doğru bir iş yapmış olursun. Çünkü okuduğun bir şarkıda ses güzelliği sana aitse; besteyi yapanla saz çalanların da payı vardır. Bu her işte böyledir. Benim arkadaşlarım olmasaydı, tek başıma problemlerin üstesinden gelemezdim."*
* Necati Güngör,"Safiye Ayla'nın Anıları", Milliyet Yayınları 1996. s.10
15 Ocak 2011 Cumartesi
Sesim karada ölürse
Sesim karada ölürse,
alın denize götürün,
kıyıda öylece bırakın.
Alın denize götürün,
ak bir savaş gemisine
sesimi kaptan yapın.
Süsleyin sesimi oy
nişanlarıyla gemicilerin:
yüreğin üstüne demir
demirin üstüne yıldız
yıldızın üstüne rüzgâr
rüzgârın üstüne yelken
Rafael Alberti
(Çeviren: Cevat Çapan.
Çin'den Peru'ya, Çan Yayınları
alın denize götürün,
kıyıda öylece bırakın.
Alın denize götürün,
ak bir savaş gemisine
sesimi kaptan yapın.
Süsleyin sesimi oy
nişanlarıyla gemicilerin:
yüreğin üstüne demir
demirin üstüne yıldız
yıldızın üstüne rüzgâr
rüzgârın üstüne yelken
Rafael Alberti
(Çeviren: Cevat Çapan.
Çin'den Peru'ya, Çan Yayınları
beyaz kâğıt
beyaz kâğıtne yapar,
nereleri gezer,
bu kalem?
görünürde de yok…
söyle Tanrı aşkına
bunca zaman
ne yazmış
ülkesi ya da insanlık adına,
dedim.
o çoktandır asker, dedi,
beyaz kâğıt
peki nerede şimdi,
rahatı yerinde mi?
hem ne kadar var tezkereye, diye
sormadan daha;
dağlardayken mayına basmış yüreği.
silivri’de şimdi,
dedi,
beyaz kâğıt.
geçici görevle mi yani?
dedim,
şaşırmış…
yok, dedi
esir düşmüş herhalde adalete, dedi,
dedi,
dedi
Beyaz kâğıt.
nereleri gezer,
bu kalem?
görünürde de yok…
söyle Tanrı aşkına
bunca zaman
ne yazmış
ülkesi ya da insanlık adına,
dedim.
o çoktandır asker, dedi,
beyaz kâğıt
peki nerede şimdi,
rahatı yerinde mi?
hem ne kadar var tezkereye, diye
sormadan daha;
dağlardayken mayına basmış yüreği.
silivri’de şimdi,
dedi,
beyaz kâğıt.
geçici görevle mi yani?
dedim,
şaşırmış…
yok, dedi
esir düşmüş herhalde adalete, dedi,
dedi,
dedi
Beyaz kâğıt.
11 Ocak 2011 Salı
9 Ocak 2011 Pazar
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN
Bekir COŞKUN
Bilgi Yayınları
İçimden yavaş yavaş dediğim halde hiçbir kitabı bu denli hızlı okumadım. Elinize aldığınızda siz de öyle olacaksınız. Daha bitirmeden aklınızdan o da okusun diye bir sevdiğinize verme düşüncesi geçecek, ama vermeyin. Bir yenisini alıp armağan edin ki, Bekir Coşkun da Ankara'daki evini kiraya verip Cunda'ya yerleşmeyi aklından geçirmesin.
Bu kitap, öyle bilmem kaç ülkede şu kadar milyon sattı, şu kadar dile çevrildi gibilerinden reklamı yapılan kitaplardan değil.
E.D.
Bilgi Yayınları
İçimden yavaş yavaş dediğim halde hiçbir kitabı bu denli hızlı okumadım. Elinize aldığınızda siz de öyle olacaksınız. Daha bitirmeden aklınızdan o da okusun diye bir sevdiğinize verme düşüncesi geçecek, ama vermeyin. Bir yenisini alıp armağan edin ki, Bekir Coşkun da Ankara'daki evini kiraya verip Cunda'ya yerleşmeyi aklından geçirmesin.
Bu kitap, öyle bilmem kaç ülkede şu kadar milyon sattı, şu kadar dile çevrildi gibilerinden reklamı yapılan kitaplardan değil.
E.D.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)