26 Ocak 2011 Çarşamba

Ece Ayhan, Şiirin Bir Altın Çağı'ndan

“Milli mücadelede hangi illerde asker kaçağı oranı fazlaysa, oralar 1950-60 arasında Demokrat Parti’nin kaleleri olmuş. 1961 Anayasası oylandı, ‘Hayır’ diyen iller oralar.” s.150
YKY, Nisan 1993. 286 S.

25 Ocak 2011 Salı

Denizler Sincabı

Refik Amca’sının “Denizler Sincabı” güzel kızım;
İdilim hiç solmasın o güzel gülüşün…
Oscar Wilde söylüyor…
“Bakın, iki dünya vardır: Sözü edilmeden varolan bu dünyaya gerçek dünya denir; çünkü bu dünyayı görmek için sözünü etmeye hiç gerek yoktur. Öteki ise sanat dünyasıdır, bu dünyadan söz etmek gerekir, çünkü ancak sözü edildiğinde varolur.”
(…) << Dudaklarınız hoşuma gitmiyor; hiç yalan söylememiş birinin dudakları gibi dümdüz. Size yalan söylemeyi öğreteceğim, dudaklarınız antik bir maskınkiler gibi güzel ve kıvrımlı olacak.
<< Sanat eserini sanat eseri, tabiat eserini de tabiat eseri yapan nedir biliyor musunuz? Aralarındaki fark nereden gelir? Aslına bakarsanız, nergis çiçeği bir sanat eseri kadar güzeldir; aralarındaki fark güzellik olamaz. Nedir ikisini ayıran bilir misiniz? Sanat eseri daima tek’tir. Kalıcı hiçbir şey yaratmayan tabiat, yaptıklarının hiçbiri kaybolup gitmesin diye hep kendini tekrar eder. Yığınla nergis çiçeği vardır; işte bu yüzden her birinin ömrü bir gündür. Tabiat ne zaman yeni bir biçim icat etse, hemen onu tekrarlar. Deniz canavarı, bir başka denizde, kendisine benzer bir başka deniz canavarı yaşadığını bilir. Tanrı tarihte bir Neron, bir Borgia ya da bir Napoleon yarattığında, bir tanesini de kenara koyar; onu bilmeyiz, önemli değil; önemli olan, birinin başarılı olmasıdır; çünkü Tanrı insanı, insan da sanat eserini yaratır.” (…)
Oscar Wilde
De Profundis
Türkçesi: Roza Hakmen
Can Yayınları, İst., 1989, 183 s.

23 Ocak 2011 Pazar

Çehov'dan

"İyi ki veya ne yazık ki, hayatımızda er ya da geç sona ermeyen hiçbir şey yoktur."

21 Ocak 2011 Cuma

Usta çevirmen Şemsa Yeğin'den*

Çok kötü çevrilmiş yabancı bir öykü derlemesini okuduktan sonra usta çevirmen Şemsa Yeğin’in çeviri dili ile ilgili “Sahibim Sahipsin Sahip…” başlıklı yazısı yüreğimi serinletti.
Hele; “Yetkin olmadıklarını akıllarından geçirmeyen çevirmenlerin, ya da çevirmen olmadığı halde bildiği yabancı dildeki sözcükleri gazete-dergi yazılarında, sözlü konuşmalarında kavram çevirme yerine sözcük çevirme yaklaşımıyla Türkçeleştirenlerin doğru çevrilmemiş sözcükleri dilimize yerleşmekte hatta popülerlik kazanmaktadır. (Ne oluyor falan oldum.)” paragrafı, bu bağlamda, çeviri işine başlayanlara hem iyi bir ışık ve hem de iyi bir uyarı, diye düşündüm.
* Sözcükler Dergisi, Sayı 29,s.69

17 Ocak 2011 Pazartesi

Kapıları tutmuşlar bile...

Hey gidi Koca Attila İlhan!
Koca Şair,Koca Düşünür, Koca Yurtsever!..
"Her ulusun % 10 hain kontenjanı vardır" diyordun...
Ninem de, "Atı alan Üsküdar'ı geçti!" diyordu; ne atı alan'ı, ne Üsküdar'ı...
Nobel'i alan Atlantik'i geçti çoktan...
O da göbeğini kaşıyordur şimdi uzaktan...